|
|
November 24
|
Ben sokağa çıkıyorum dostlarım! |
|
| Soğuk kış sabahında, huzurlu ve rahat yuvamda kahvaltımı yapıyor, sıcak çayımı yudumluyorum. Bir yandan da elimde televizyonun kumandası, merakla televizyona bakıyorum. | |
Bir haber kanalı iki ünlü sanatçının birbirlerine evlenme tekliflerini "flaş haber" olarak veriyor; şaşkınlıkla izliyorum. Eşlerinden ayrı kalmanın "medyatik üzüntüsü" yerini özgürlüğün doyumsuz hazzına bırakmış olmalı ki dakikalarca bu utanç tablosu ekranda boy gösteriyor. Bir başka kanala geçiyorum. Bir polisin sevgilisi için; eşini, çocuğunu, kayınvalidesini ve baldızını acımasızca öldürdüğü anlatılıyor, ürperiyorum.
Bari güzel bir film izleyeyim, diyorum; geçiyorum öteki kanala. Mahremiyet ayaklar altında... Kapatıyorum gözlerimi, utanıyorum. Geçiyorum başka kanala; reklamlar var. Elimdeki kumanda bile isyanın eşiğine gelmiş gibi. Dayanamayarak başka bir kanala geçiyorum. Din konusunda uzman olduğu ısrarla vurgulanan biri şarlatanlık rolünü hakkıyla yapıyor . Bu kez de dinî konular, kutsal değerler ayaklar altında... Medya aradığını bulmuş, söyleteceğini söyletmiş, amacına ulaşmış... "Uzman" ise piyon olduğunun farkında bile değil. Sıkılıyorum; patlayacak, boğulacak hale geliyorum. Hayatın bu kadar basitleştirilmesine, bu kadar belden aşağı çekilmesine, değerlerin göz göre göre çiğnenmesine hayıflanıyorum. Elimden kumanda düşüyor; çay, boğazımdan geçmemek için direniyor. Ne yapayım şimdi, diye düşünüyorum. Böyle beklemek de olmaz ki.. Doğru ya bilinenlerin de bir hesabı ve sorumluluğu var..
Gözüm Zaman gazetesine ilişiyor işte o anda. Her sabah kahvaltı yapar gibi aradığım, bıkmadan, büyük bir heyecanla ve zevkle okuduğum, okumaktan da vazgeçemeyeceğim gazetem... Sanki o da bana bakıyor, sanki o da çırpınıyor! Göz göze geliyoruz. Gerçekten de "Kalk!" der gibi bana bakıyor. Bir anlam veremiyorum önceleri. Neden kalkacakmışım, nereye gidecekmişim? Birkaç dakika sonra aklım başıma geliyor ve anlıyorum gazetemin çırpınışını!
Az önceki hayıflanmalarımın, şaşkınlıklarımın evde uyuşuk uyuşuk oturmakla hallolmayacağını anlıyorum. Sahi ya ne oturuyorum evde böyle? Televizyondaki görüntüler bu neslin yansıması değil mi? Üstelik bu görüntülerle beslenen gelecek nesil ne hale gelecek kim bilir? Onlara gerçekleri anlatmak lazım. Tarihten haber vermek, okumayı sevdirmek, hayata daha anlamlı bakmalarını sağlamak lazım.. Dayanamıyorum ve gazetemi elime alıp sokağa çıkıyorum.
Herkese göstermek istiyorum gazetemi, herkesle buluşturmak...
Alın okuyun da temizleyin gözlerinizi, arındırın kendinizi, yenileyin zihninizi...
Alın okuyun da girmeyin çıkmaz sokağa, düşmeyin dipsiz kuyuya...
Ben sokağa çıkıyorum dostlarım!
Gazetemi insanlara tanıtmakta kararlıyım bugün.
Halil Zenciroğlu, Konya |
Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurdular: “Kim Allah’tan başka ilah olmadığına, Allah’ın bir ve şeriksiz olduğuna ve Muhammed’in O’nun kulu ve Resulü (elçisi) olduğuna, keza Hz. İsa’nın da Allah’ın kulu ve elçisi olup, Hz. Meryem’e attığı bir kelimesi ve kendinden bir ruh olduğuna, keza cennet ve cehennemin hak olduğuna şehadet ederse, her ne amel üzere olursa olsun Allah onu cennetine koyacaktır.” (Buhari, Enbiya 47)

Seninle buluşmamın adıydı hac. Yolunu kaybetmiş, çamura bulanmışlara İbrahim'in dili ile dedin ki: "İnsanlar arasında haccı ilan et. Yaya olarak ve binekler üstünde her uzak yoldan sana gelsinler. Gelsinler ki kendileri için faydalı olan şeyi görsünler."
Geliyorum Rabbim! Buluşmanın özlemi ve ümidi ile geliyorum.
Kendi zanlarımın, nefsimin, korkularımın kurduğu evden, Senin evine hicret ediyorum.
Ve biliyorum ki o evde, her olmayacak şey olur hale gelir. Tüm dertlerimin dermanı, gönüllerin ilacı o evdedir.
Orası insan sırrına, ümmet sırrına ermek isteyenlerin ilk durağıdır. Orası varlığın merkezidir. Orası gönül semasıdır.
Huzurunda olmanın, mutluluğuna varmak isteyenlerin sığınağı o evde, ne bir korku ne de bir üzüntü vardır. Çünkü orası dostlar meclisidir. "Allah dostlarına ne bir korku ne de üzüntü vardır." âyeti oradan yankılanır kâinata.
Dostun olan İbrahim'in makamı tüm ümmetin ve peygamberlerin kıblesidir.
O gönül evinden dünya halkına esenlikler akıyor.
Yolunu kaybetmiş, boğulmuş, sıkışmış ruhlara nefes olsun diye oraya ilahî ruh üfleniyor.
O evden ümmete davet var.
Ezelden beri yankılanan o hitap hâlâ kulaklarımda.
Bana dedin ki: "Ben senin Rabbin değil miyim? Öyleyse kurtul beşerî sıfatlardan, bürün Hz. İbrahim sırrına ve misafirim ol."
Derdin dermanını bulma vakti
Ey kul! Hatırla o zamanı ki sen insandın, kâinatın sultanı idin, Allah'ın sohbetdaşı, özel öğrencisi idin. Seni özel seçmiş ve tüm isimlerini sana öğretmişti. Sana kendi ruhundan üfledi. Yedi kat göğü ve yeri senin için yarattı da sana hediye etti. Emaneti senin omuzlarına yükledi. Seninle sözleşti.
Ama sen bunları unuttun. Zanlarını, nefsini, kendi evini asıl sandın da aslından özünden uzaklara savruldun. Özüne cevherine yabancılaştın da kendinde bulacağın hakikati Allah'ı unutarak unuttun ve "Allah'ı unutanlar gibi olmayın ki Allah da onlara nefislerini unutturmuştur." âyetine muhatap oldun.
"Asra yemin olsun ki insan gerçekten hüsrandadır." âyeti sanki sana sesleniyor.
Ancak sahradan bir ses yükseliyor:
"Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerike leke lebbeyk. İnne'l-hamde ve'n- ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerike lek." Yani "Ey Allah'ım, ben Senin davetine icabet ediyorum. Senin ortağın yoktur. Hamd ü senalar sana mahsustur. Bütün nimetler Senden. Bütün mülkler Senindir. Senin ortağın, şerikin yoktur."
Sen ey viraneye dönmüş olan! Yıkılmış evinin altında oturup sızlanma, özüne asıl evine dön. "Ondan geldiniz, Ona döneceksiniz." âyetini anlamak, yaşamak için İbrahim'in makamına yönel.
Kalk şimdi, sızlanma değil hicret vaktidir.
Kıblesi sabır ve tahammül olan olgun kişilerle mânâ sahipleri ile buluşma vaktidir.
Şekle, sûrete tapan nefsin put ve heykellerini ortadan kaldırma vaktidir.
Derdinin dermanını bulma vaktidir. Rahmete gark olma ve "Rabbim bana eşyanın hakikatini göster." diyen Allah Resulünün hakikatini anlama vaktidir.
O kutlu beldeden sana davet var...
Ateş; demir, altın ve gümüşün pasını nasıl giderirse hac ve umre de fakirliği giderir, berekete sebep olur ve günahları da siler. Makbul olan haccın mükâfatı da cennettir.
İşte! Bu senin için bir rahmettir. Bu sana Hak'tan bir davettir.
Kubilay aktaş moral dünyası dergisi
| Sözler / Birinci Söz |
وَبِهِ نَسْـتَعِينُ (*) اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ الْعٰالَمِينَ (*) وَالصَّلٰوةُ وَالسَّلاَمُ عَلٰى سَيِّدِناَ مُحَمَّدٍ وَعَلٰۤى اٰلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ
Ey kardeş! Benden birkaç nasihat istedin. Sen bir asker olduğun için, askerlik temsilâtıyla, sekiz hikâyeciklerle birkaç hakikati nefsimle beraber dinle. Çünkü ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum. Vaktiyle sekiz âyetten istifade ettiğim Sekiz Sözü biraz uzunca nefsime demiştim. Şimdi kısaca ve avam lisanıyla nefsime diyeceğim. Kim isterse beraber dinlesin.
Birinci Söz
BİSMİLLÂH her hayrın başıdır. Biz dahi başta ona başlarız. Bil, ey nefsim, şu mübarek kelime, İslâm nişanı olduğu gibi, bütün mevcudâtın lisan-ı hâl ile vird-i zebânıdır. Bismillâh ne büyük, tükenmez bir kuvvet, ne çok, bitmez bir bereket olduğunu anlamak istersen, şu temsîlî hikâyeciğe bak, dinle. Şöyle ki:
bedevî Arap çöllerinde seyahat eden adama gerektir ki, bir kabile reisinin ismini alsın ve himayesine girsin—tâ şakîlerin şerrinden kurtulup hâcâtını tedarik edebilsin. Yoksa, tek başıyla, hadsiz düşman ve ihtiyacatına karşı perişan olacaktır. İşte, böyle bir seyahat için, iki adam sahrâya çıkıp gidiyorlar. Onlardan birisi mütevazi idi, diğeri mağrur. mütevazii, bir reisin ismini aldı; mağrur almadı. Alanı her yerde selâmetle gezdi. Bir kàtıu’t-tarîke rast gelse, der: “Ben filân reisin ismiyle gezerim.” Şakî def olur gider, ilişemez. Bir çadıra girse o nam ile hürmet görür. Öteki mağrur, bütün seyahatinde öyle belâlar çeker ki, tarif edilmez. Daima titrer, daima dilencilik ederdi. Hem zelil, hem rezil oldu.
İşte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahsın. Şu dünya ise bir çöldür. aczin, fakrın hadsizdir. Düşmanın, hâcâtın nihayetsizdir. Madem öyledir; şu sahrânın Mâlik-i Ebedî ve Hâkim-i Ezelîsinin ismini al. Ta bütün kâinatın dilenciliğinden ve her hâdisâtın karşısında titremeden kurtulasın.
Evet, bu kelime öyle mübarek bir definedir ki, senin nihayetsiz aczin ve fakrın, seni nihayetsiz kudrete, rahmete raptedip Kadîr-i Rahîmin dergâhında aczi, fakrı en makbul bir şefaatçi yapar. Evet, bu kelime ile hareket eden, o adama benzer ki, askere kaydolur, devlet namına hareket eder, hiçbir kimseden pervâsı kalmaz. Kanun namına, devlet namına der, her işi yapar, her şeye karşı dayanır.
Başta demiştik: Bütün mevcudat lisan-ı hâl ile “Bismillâh” der. Öyle mi?
Evet. Nasıl ki, görsen, bir tek adam geldi, bütün şehir ahalisini cebren bir yere sevk etti ve cebren işlerde çalıştırdı. yakînen bilirsin, o adam kendi namıyla, kendi kuvvetiyle hareket etmiyor. Belki o bir askerdir, devlet namına hareket eder, bir padişah kuvvetine istinad eder. Öyle de, herşey Cenâb-ı Hakkın namına hareket eder ki, zerrecikler gibi tohumlar, çekirdekler, başlarında koca ağaçları taşıyor, dağ gibi yükleri kaldırıyorlar. Demek herbir ağaç “Bismillâh” der; hazine-i rahmet meyvelerinden ellerini dolduruyor, bizlere tablacılık ediyor.
Herbir bostan “Bismillâh” der, matbaha-i kudretten bir kazan olur ki, çeşit çeşit pek çok muhtelif leziz taamlar, içinde beraber pişiriliyor.
Herbir inek, deve, koyun, keçi gibi mübarek hayvanlar “Bismillâh” der, rahmet feyzinden birer süt çeşmesi olur. Bizlere Rezzak namına en latîf, en nazif, âb ı hayat gibi bir gıdayı takdim ediyorlar.
Herbir nebat ve ağaç ve otların ipek gibi yumuşak kök ve damarları “Bismillâh” der, sert taş ve toprağı deler, geçer. “Allah namına, Rahmân namına” der; herşey ona muhassar olur.
Evet, havada dalların intişarı ve meyve vermesi gibi, o sert taş ve topraktaki köklerin kemâl-i suhuletle intişar etmesi ve yeraltında yemiş vermesi, hem şiddet-i hararete karşı aylarca nâzik, yeşil yaprakların yaş kalması, tabiiyyunun ağzına şiddetle tokat vuruyor, kör olası gözüne parmağını sokuyor ve diyor ki: En güvendiğin salâbet ve hararet dahi emir tahtında hareket ediyorlar ki, o ipek gibi yumuşak damarlar, birer Asâ-yı Mûsâ (a.s.) gibi فَقُلْناَ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْحَجَرَ emrine imtisal ederek taşları şak eder. Ve o sigara kâğıdı gibi ince, nâzenin yapraklar, birer âzâ-yı İbrahim (a.s.) gibi, ateş saçan hararete karşı يَا نَارُ كُونِى بَرْداً وَسَلاَماً âyetini okuyorlar.
Madem herşey mânen “Bismillâh” der; Allah namına, Allah’ın nimetlerini getirip bizlere veriyorlar. Biz dahi “Bismillâh” demeliyiz. Allah namına vermeliyiz, Allah namına almalıyız. Öyle ise, Allah namına vermeyen gafil insanlardan almamalıyız.
SUAL: tablacı hükmünde olan insanlara bir fiyat veriyoruz. Acaba asıl mal sahibi olan Allah ne fiyat istiyor?
ELCEVAP: Evet, o mün’im-i Hakikî, bizden o kıymettar nimetlere, mallara bedel istediği fiyat ise üç şeydir: Biri zikir, biri şükür, biri fikirdir.
Başta “Bismillâh” zikirdir. Âhirde “elhamdü lillâh” şükürdür. Ortada, bu kıymettar harika-i san’at olan nimetler Ehad, Samed’in mucize-i kudreti ve hediye i rahmeti olduğunu düşünmek ve derk etmek fikirdir.
Bir padişahın kıymettar bir hediyesini sana getiren bir miskin adamın ayağını öpüp hediye sahibini tanımamak ne derece belâhet ise, öyle de, zahirî mün’imleri medih ve muhabbet edip mün’im-i Hakikîyi unutmak, ondan bin derece daha belâhettir.
Ey nefis! Böyle ebleh olmamak istersen, Allah namına ver, Allah namına al, Allah namına başla, Allah namına işle, vesselâm.
|
| | May 10
. Kainatın Efendisine... Seni hayal etmek bile bu kadar mutlu eder mi insanı? Ya ruh inceliğimizin şahitleri olan, meleklerin kulaklarındaki küpelerden daha değerli olan o gözyaşlarımızı Senin için sarfetmek... Ağyara dökülürken o inci tanelerinin ızdırap vermesi, ama asıl hakiki sahibine atfedince sonsuz güzelliklere gark olması... Her şey Senin varlığınla alâkadar olunca ehemmiyet kazanıyor. Bütün varlık Sana hasret Efendim, Senin getirdiğin o nurlu çağı özlüyor. Öyle ki, dünyanın ikindi vakti en saadetli asırdı. Çünkü kainat yaratılış sebebini tanımıştı. Bütün varlık Sana aşık olmuş, esfel-i safilinden âlâ-yı illiyyine çıkmıştı.
Ay Senin aşkından dolayı ikiye bölünmüştü. Yılan, Hazreti Ebu Bekiri ısırmak zorunda kalmıştı, sırf Seni görebilmek için...
Bir ağaç kütüğü inim inim inleyerek ağlıyordu ve hasretle kopan bir taş, Sana bir kez olsun dokunabilmek için o mübarek dişine çarpmıştı.
Şimdi biz de Seni özlüyoruz ya Rasûlallah!
Olur ya, bir gün gelirsin diye boş bir seccadeye gül koyuyoruz; öyle ki, o gül bile Seni orada beklerken sararıp soluyor. Biz bir gül kadar bile olamadık ya Rasûlallah!
Bunca günahımıza rağmen yine de, rüyada bile olsa teşrif eder misin? Günahlarla kirlenen kalbimizi temizler misin ya Rasûlallah?
Bizler burada Sana müştak seyircileriz. Hepimiz ayrı ayrı fıtratlarda yaratıldık. Büyük kova-küçük kova misali, Senin aşkını istidadımıza göre dolduruyoruz.
Hakiki erenler, büyük kovalara sevgi kaselerini daldırırlarken, yolda kalmışlar veya Senin sevgini tam derk edememişler küçük kovalara daldırıyorlar.
Bizler bu dünyada olmasa da, Cennette Senin o mübarek gül cemalini göreceğimizin ümidi içerisindeyiz. Belki de Sen \"Bu güzelliğe sizin kalbiniz dayanmaz, olduğunuz yerde düşüp kalırsınız\" düşüncesiye, yüzünü nazlı bir gelin edasıyla saklıyorsun. Ne kadar da düşüncelisin!
Bizler de, bunları düşünürken sadece Hak rızasına ve sana kilitleniyoruz. Yaptığımız salih amellerde, bizim Seni zahiri olarak göremediğimizi ama Senin her an bizi gördüğünü hissederek on sekiz bin aleme Seni sevdiğimizi haykırıyoruz.
Bu haykırışın içinde dönüp bir anlık kendimize baktığımız zaman Hazreti Sevban (radiyallahu anh) gibi korkuyoruz. Cennete gitsek bile aşağı mertebelerde takılıp kalacağız diye, ama hemen ardından Senin ruhlara hayat üfleyen elmas, yakut, pırlanta sözlerin çınlıyor kulaklarımızda:
\"Kişi sevdiğiyle beraberdir\"
Bizler istidadımız nisbetinde Seni çok seviyoruz ve inanıyoruz ki, Sen de bizleri çok seviyorsun. Sevmesen gözyaşlarına boğulur muydun?
Günahlarımız dağlar cesametinde ama Senin o engin sevgi denizinde, bizim günahlarımız sadece bir damla hükmünde kalır.
Şimdi ya Rasûlallah, ölü ruhlarımızı diriltip yine sevgi şerbetiyle imdadımıza koşar mısın? Kanayan manevi yaralarımıza merhem sürer misin? Ve bir gün, rüyada bile olsa, O nazlı yüzünü gösterir misin?
Binlerce Salat, binlerce selam, ağaçların yaprakları adedince, denizlerin köpükleri adedince ve yağmur katrelerinin miktarınca Senin üzerine olsun Ey Allah'ın Sevgilisi...
BU GÜZEL YAZIYI http://esattorik.com dan aldım sizlerlede paylaşmak istedim EN EMİNE EMANET OLUN
|
April 08

SELAMUN ALEYKÜM GÜLE SEVDALI DOSTLAR!..
uzun zamandır uzaktaydım buralardan uğrarayım dedim bakayım ne olmuş ne bitmiş Spaces imde diye...
baktımki pek bir şey olmamış galiba pek kimselerin hoşuna gitmemiş ya da ben çok iyi bir sunum yapamamışım ...
inşALLAH daha iyisini yapabilirim ....
Buarada lütfen hakkınızı helal edin bugünlerde üstümde bir tuhaflık ölürsem falan hakla gitmiyim ahirete....
şuan için elime güzel yazılar geçmedi .. elinde kendisinin yazdığı ya da yazılmış güzel yazılar bulunan ve bunu başkalarıyla paylaşmak isteyen arkadaşalrımız varsa adresim belli: gullerin_sultanin@hotmail.com
EN EMİN OLANA EMANET OLUN DOSTLAR!...
06.05.2006
selamun aleyküm GÜLE SEVDALI dostlar size yeni açılan bir forumdan bahsetcem
__GÜLE SEVDALI__ formu
şuan için yeni ama inşAllah gittikçe güzelleşecek
şuan için toplam 7 üyesi var ....
benim sitemi ziyaret eden kardşlerimin o siteyede uğramalarını rica ediyorum en azından şimdi üye olsunlar forum tam yerine oturunca da yararlanırlar...Ayrıca siteye üye olmadan da msj bırakılabiliyor (ben size bütün açıklamaları yapayım ki bi sorunla karşılaşmayın forumun admini asıcık tadığım ve sevdiğim bir insandır da )
EN EMİNE EMANET OLUN!...
|
March 25
"YOLLAR UZUN ZAMAN BİZİMMM "
HER ANINI ALLAH RIZASI İÇİN YAŞAMAK İSTEYENLERE!...

BİR DAKİKA İÇİNDE NELER YAPABİLİRİZ?ALLAH RIZASI İÇİN...
1- 1 dakikada 5 defa Fatiha suresini seri bir şekilde okuyabilirsin.Fatiha suresini bir defa okumak 1400 sevaptır.5 defa okununca bir dakikada 7000 sevap elde edebilirsin.
2- 1 dakikada on defa ihlas suresini okuyabilirsin 10 defa ihlas suresi 3 kuran hatmine bedel sevap kazandırır .Hergün bir dakikanı ihlas suresine ayırsan ayda 300 defa senede 3600 defa ihlas okumuş olursun.Bu da 1200 hatme bedel olur.
3- Yüzüne bir dakikada Allahın kitabından bir sahife okuyabilirsin.
4- 1 dakikada kısa bir hadis ,kısa bır ayet ezberleyebilirsin.
5- 1 dakikada 30 defa kelimeyi tevhid getirebilirsin.
6- 1 dakikada 100 defa sübhanallahi ve bihamdihi dersin.Denizlerin köpüğü kadar günah da olsa bağışlanır.
7- 1 dakikada 40 defa La havle dersin cennet hazinelerinden 40 hazine elde etmiş olursun.
8- 1 dakikada 60 defa Esteğfirullah el azim dersin bağış ve affa nail olursun.
9- 1 dakikada 25 defa salatu selam söylersin 250 sevabı, 250 bagış ve 250 dereceye nail olursun. Şefaati Mustafa’ya (s.a.v) nail olursun.
10- 1 dakikada dua,tefekkür,tezekkür kalbini inceleyen itaatlerle olursun.Kalbin 1 dakikada ameli yerine göre ömre bedel olur. Hayattan bir dakika ne kadar kıymetli oysa biz hayatımızı harap,zayi etmişiz. Ömrümüzden nice yıllar akıp giderken bir dakikada kazanabileceğimiz şeylere bir bakın....

</A> <A href=" http://spaces.msn.com/gullerinsultanina "><IMG style="WIDTH: 124px; HEIGHT: 157px" height=200 src="http://img160.imageshack.us/img160/3690/deneme5nx.gif " width=150></A>(EKLEMEK İSTEYENLER İÇİN:))
Türkiyenin En iyi İslam spaces'leri
Türkiyenin En İyi İslam Spaces Yarışması 15 Martta başlıyor
Yarışmada ilk üç'e giren yarışmacılara ödül verilecektir

Tıklayın
|
|
|
Bediüzzaman'dan Hakikat Tomurcukları
**HAYATA GÜZEL BAKMAK
_Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.(mektubat)
**CENNET VE CEHENNEM
_Zaman gösterdiki cennet ucuz değil, cehennem dahi lüzumsuz değil.(mektubat)
**İMAN VE NAMAZ
_Kainatta en yüksek hakikat imandır,imandan sonra Namazdır.(sözler)
**NAMAZ İLAHİ HUZURA DAVETTİR
_Namaz,Halık-ı Zülcelal tarafından her 24 saat zarfında tayin edilen vakitlerde manevi huzuruna yapılan bir davettir.(İşarat'ül i'caz)
**İNSANIN YOLCULUĞU
_İnsan bir yolcudur. Sebavetten(çocukluktan) gençliğe ,gençlikten ihtiyarlığa, ihtiyarlıktan kabre, kabirden haşre, haşirden ebede kadar yolculuğu devam eder.(Mesnevi-i Nuriye)
**DÜNYANIN FANİLİĞİ
_Ahirette seni kurtaracak bir eserin olmadığı takdirde, fani dünyada bıraktığın eserlerede kıymet verme.(Mesnevi-i Nuriye)
... | | |
| March 23
|
HZ. MUHAMMED (a.s.m.)
“Böyle bedi’ bir kâinatta, böyle bir Zat lâzımdır. Yoksa, kâinat ve eflak olmamalıdır.”
İlk insan olan Hz. Adem, aynı zamanda ilk peygamberdir. Hz. Adem’den, son peygamber Hz. Muhammed’e (a.s.m.) gelinceye kadar binlerce peygamber gelip geçmiştir. Peygamberler, • İnsanlık aleminin güneşleri, yıldızları, kumandanları • Rububiyetin güzelliğinin dellalları • Nev-i beşerin en mümtaz şahsiyetleridir. Hayat bahsinde geçtiği üzere, kâinatta bir tasfiye ameliyesi vardır. Kâinattan hayat süzülmüş, canlılardan insan seçilmiş, insanlardan peygamberler intihab edilmiş, peygamberlerden de en son peygamber Hz. Muhammed (a.s.m.) seçilmiştir. Hz. Peygamber, kâinat piramidinin zirve şahsiyetidir. Şu ifadelerle, Resûlullahın mahiyetine, hakikatine, mânevî şahsiyetine bakabiliriz. Hz. Muhammed (a.s.m.),
• Şu kâinat ağacının en münevver ve en mükemmel meyvesi • Rahmet-i İlâhiyenin timsali • Muhabbet-i Rahmaniyenin misali • Hakkın en münevver delili • Hakikatın en parlak lambası • Kâinat tılsımının anahtarı • Yaratılış muammasının keşşafı • Hikmet-i âlemin şarihi • İlâhi saltanatın dellalı • Rabbani san’at güzelliklerinin vasfedicisi • Mevcudattaki kemalatın en mükemmel örneği • Kâinatın yaratılış gayesi • Ezel - ebed Sultanının mübelliği, elçisi • Hakkıyla ibadete lâyık olan Allah’ın en halis kulu • Yüce ilimlerin kaynağı ve öğreticisi • Kalplerin sevgilisi • Akılların muallimi • Nefislerin terbiyecisi • Ruhların sultanı • İnsanlığın efendisi • Rahmani sırların iniş merkezi • Enbiyalar kervanının komutanı • Ezel Sırlarının şahidi • İnsanlığın şanlı bülbülü • Umum ehl-i cennetin reisi • İnsanlığın iftihar vesilesi • Kâinatın yaratılış sebebi • Dünya ve âhiret mutluluğuna vesile • Alemlerin Rabbi olan Allah’ın sevgilisi • İlâhi cemalin en mükemmel şuurlu aynası • Cenabı Hakkın güzel isimlerinin en parlak aynası • Bütün peygamberlerin mirasçısı • Bütün insanlık namına Allah’ın muhatabı • İnsanlara olan hadsiz İlâhi ihsanların en mühim bir vesilesi • En mükemmel kâmil insan • En mükemmel bir mürşid • En büyük rehber • En mükemmel öğretmen • En büyük dellal • Kâinatın mânevî bir güneşi • İlâhî lütuf ve rahmete parlak bir misal • Allah’ın şefkat ve muhabbetine bir beliğ lisan • İki cihanın güneşi • Rahmet hazinesinin en kıymettar pırlantası ve kapıcısı • İnsanlar içinde en meşhur, en namdar, eserleriyle ve yaptıklarıyla en mükemmel, en muhteşem ferd • Rahmetin en parlak bir misali ve mümessili • O rahmetin en beliğ bir dili ve dellalı • Mücessem bir rahmet • Kâinat kitabının âyetlerinin tercümanı • Cenabı Hakkın has kulu • Zülcenaheyn bir mebus • Risalet semasının güneşi • Bütün peygamberlerin efendisi • Bütün enbiyanın imamı • Bütün asfiyanın serveri (reisi) • Allah’a en yakın kul • Bütün mahlukatın en mükemmeli • Bütün mürşitlerin sultanıdır. • Risalet ve hidayetiyle ebedi saadetin meydana gelmesine sebep, ulaşmaya vesile • Ubudiyet ve duasıyla o saadetin varlık sebebi ve cennetin icadına vesile • Kâinat kitabının en büyük âyeti • Bütün ehl-i imana imam • Bütün insanlara hatip • Bütün enbiyaya reis • Bütün evliyaya seyyid • Peygamberler ve velilerden oluşan zikir halkasının baş zikircisi • Nübüvvet divanının mührü • İslâmiyet’in menbaı • Kur’ân-ın tercümanı • En mükemmel üstad • Şaşırmaz ve şaşırtmaz en doğru rehberdir.
Zikredilen bütün bu kemal sıfatlarını zatında toplayan Hz. Peygamber (a.s.m.), elbette en büyük insandır, en mükemmel rehberdir, en büyük peygamberdir.
Diğer peygamberlere olduğu gibi, peygamberimize de bir kısım mu’cizeler verilmiştir. Mu’cize, • Kâinatın Yaratıcısı olan Allah’ın, peygamberlere verdiği tasdik nişanı şeylerdir. Resûlullah’ın en büyük mu’cizesi Kur’ân’dır. Bundan başka iki büyük mu’cizesi ise, mi’rac ve şakk-ı kamer’dir.
Mi’rac, • Resûlullah’ın, melekut âlemindeki melekler ve ruhanilere karşı en büyük bir mu’cizesi • Resûlullah’ın, kemalat mertebelerinde yol kat etmesi • Onun velayetinin en büyük kerameti • velayetinin ünvanıdır.
Şakk-ı kamer (Ayın, Resûlullah’ın elinin işaretiyle ikiye bölünüp tekrar birleşmesi), • Şehadet âlemindeki insanlara ay gibi parlak hissî, büyük bir mu’cize
Bunlardan başka Hz. Peygamberin yüzlerce mu’cizesi, hadis ve siyer kitaplarında zikredilmiştir. Bütün bu mu’cizelerden katı nazar, Onun zatı, dâvâsına en büyük bir delildir. Ümmi, bedevi, vahşi bir topluluğu kısa bir zamanda medeni milletlere üstad olacak seviyeye getirmiştir. Onun yaşadığı asra, asrı saadet denilmekte.
Asr-ı saadet, • Bir nur ve hakikat asrı • Asr-ı hakikat-bîn yani, gerçekleri gören bir asırdır. Resulullah, böyle bir asırda sayıları yüzbini aşan sahabilerini yetiştirmiştir.
Sahabiler, • Peygamberlerden sonra insanlar içinde en seçkin kişiler • Peygamberlik dairesinin hizmetkârları • O güneşin yıldızlarıdırlar.
Resûlullah’ın sahabileri içinde muhtelif tabakalar vardır. Bunlardan bir gruba ehl-i suffe denir. Suffe, • Kâinatın hocası olan peygamberimizin kudsi medresesi ve tekyesidir. Bu medrese ve tekyede ders alan zatlar, İslâm’ın tebliğinde büyük bir görevi ifa etmişlerdir.
Rasûlullah bugün mânevî şahsiyetiyle aramızdadır. Onun sözleri, yaşantısı bizler için en büyük bir mirastır. Rasûlullahın sözlerine hadis denilir. Hadis, • Maden-i hayat (hayat kaynağı) • Mülhim-i hakikat (gerçeğin ilham edicisi) • Müfessir-i Kur’ân’dır. Onun hadisleri Kur’anı tefsir eder.
Resûlullahın yaşantısı ise, sünnet-i seniyye olarak isimlendirilir.
Sünnet-i seniyye, • Dünya ve âhiret mutluluğunun temel taşı • Kemalâtın ma’deni ve menbaı • Rehber alınacak en güzel nümuneler • Takip edilecek en sağlam rehberler • Örnek alınması gereken en sağlam kanunlar • İnsanlığa birer model • Ruhî, aklî ve kalbî hastalıklarda, özellikle toplumsal rahatsızlıklarda gayet faydalı birer ilaçtır.
Kur’ân-ın da emriyle, Resûlullah’ın sünnet-i seniyyesine tabi olmak her Müslümanın görevidir. Sünnete ittiba’, • İnsan için en büyük bir gaye • En mühim bir görevdir.
Sünnete muhalif şeyler, “bid’at” kavramıyla ifade edilir. Bediüzzaman’a göre bid’at, • Ahkâm-ı ubudiyette yeni icatlardır. Yani, ubudiyetle ilgili İslâmî hükümlerin yerine, dinin ruhuna yabancı adetleri, ibadet gibi takdim etmektir. Ezanın asliyetinden çıkarılıp, başka şekilde okunması gibi.
Toplumumuzda hayli yaygın bir adet olan mevlid’in, bid’at olup olmadığı, zaman zaman gündeme gelir, tartışılır. Bir kısım dinî çevreler, şiddetli bir mevlid aleyhtarlığı yapar. Bazılarının bunu geçim vasıtası yapması bahanesiyle, mevlide hücum ederler. Bediüzzaman, bu konuda şu tesbitlerde bulunur: Mevlid, • Gayet faydalı ve güzel bir âdet • Müstahsen bir âdet-i İslâmiye • İslamın toplum hayatının gayet latif, parlak ve tatlı bir sohbet vesilesi • iman hakikatlarının hatırlanması için en hoş ve en şirin bir ders • İmanın nurlarını, Allaha muhabbeti ve Rasulullaha aşkı göstermeye ve tahrike heyecan verici ve te’sirli bir vasıtadır. Resûlullah ile ilgili bu bölümü, O'nun ümmetinin portresini çizen şu ifadelerle noktalamak istiyoruz. Ümmet-i Muhammed, • Hz. Adem’den beri insanlığın en büyük ve muhteşem ordusudur.

|
|
|
|

|
|
|
March 22
|

|
|
Mevlânâ Hazretleri'nin Nurlu Aleminde Namaz
|
|
Mevlânâ Hazretleri'nin Mesnevî'sinde, "Secde et de yaklaş" (Alak,19) ayetine dair anlatılan hikaye:
"Bir dere kıyısında yüksek bir duvar vardı. Duvarın üstüne de, susamış dertli biri çıkmıştı.
Suya ulaşmasına, susuzluğunu gidermesine o duvar engel oluyordu. Susuz adam da su için balık gibi çırpınıyordu.
Ansızın suya bir kerpiç parçası attı. Kerpicin düşmesi ile suyun çıkardığı ses, kulağına bir söz gibi geldi.
Suyun sesi bir sevgilinin sesi gibi tatlı idi. O su sesi, adamı üzüm suyu gibi mestetti.
Mihnetlere, dertlere uğramış adam, suyun tertemiz sesini duymak için duvardan kerpiç koparıp suya atmaya başladı.
Sudan da ses geliyordu. Su “Ey insanoğlu!” diyordu, “böyle kerpiç atmaktan, beni rahatsız etmekten sana ne fayda var?”
Susamış adam cevap verdi de, dedi ki: “Ey su, bu atıştan benim için iki fayda vardır. Bu yüzden kerpiç atmaktan vazgeçemem.”
“Birinci fayda: Benim suyun sesini duymamdır. O ses, susuzlara rebâb sesi gibi pek tatlı gelir.
Su sesi, İsrâfil’in sesine benziyor. Ölü bile bu sesten dirilmededir.
Kerpiçleir atmamın ikinci faydası da şudur ki: koparıp attığım her kerpiçle, duvar alçalıyor. Ben de suya biraz daha yaklaşıyorum.
Kerpici her koparışımda yüksek duvar, kerpicin azalması yüzünden biraz daha alçalıyor.
Duvain alçalması bir yakınlık; onun ortadan kalkması ise kavuşmak, buluşmak olacak.”
İşte, namaz kılarken secde etmek de “Secde et de yaklaş” âyetinde olduğu gibi, duvardan kerpiç koparmaya benzer.
Bu varlık duvarı yüksek bulundukça, baş eğmeye yani secde etmeye engel olur.
Bu toprak bedenden kurtulmadıkça, eğilip âb-ı hayata secde etmek ve ondan doya doya içmek imnkânı yoktur.
Bu varlık duvarı üstünde bulunanlardan kim daha fazla susamışsa, duvarın taşını, kerpicini o daha çabuk koparır atar.
Suyun sesine daha fazla âşık olan kişi ise, ona engel olan varlık duvarından daha büyük parçalar koparır. "
Hayatlarımızı namazın nuruyla hayatlandırmak duası ile...
|
March 20
|

Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme Cebrail aleyhisselamın vahiy ile getirdiği ve "Zırhını çıkar bunu oku dedigi" gayet yüksek ve çok kıymettar bir münacât-ı Peygamberiyedir ki: Zeynel Abidin radyallahü anhü' dan rivayet edilmiştir.
(Bediüzzaman Said Nursi)
SELAM EY GÜLLERİN SULATNINA VURGUN
GÖNÜL DOSTLARI !
SİZLERE GÖNLÜNÜZÜ FARAHLATACAK BİR DUA RÜZGARINA DAVET EDEN CEVŞEN-İ KEBİR-İ ANLATMAK İSTİYORUM AMA KELİMELER O KADAR YETERSİZ KALIYOR Kİ AMA BENİM ANLAMADĞIMI KENDİSİ ÇOK GÜZEL ANLATIYOR...
DİNLEMEK VEYA KENDİNİZ OKUMAK İÇİN OKUTMAK İÇİN YA DA BİLGİSAYARINIZA İNDİRMEK İÇİN...
NUR PENCERESİ


| |
March 19
|

|
|
|
UZAKLIK MI?
BİZİM İÇİN DEĞİL DOST
BİZ YÜREK DEVLETİYİZ ÖTELERE UZANAN...
AÇARIZ AVUÇLARIMIZI,
DOSTLARLA O DEM YÜREK YÜREĞE KONUŞURUZ...
GÖZYAŞIMIZ VARDIR BİZİ AYAKTA TUTAN ;
BİR DE GÖNÜL SELAMIMIZ ...
DOST İÇİN GECELERİ TATLI UYKUMUZU BÖLERİZ ,
DOSTUN MUHABBETİYLE GELİR HAK SELAMI,
BİZE EN GÜZEL HEDİYE DOST KELAMI.
YA RABBİ RIZANI KAZANMAK İÇİN DOSTLARLA ÇIKTIĞIMIZ BU YOLDA
BİZLERİ UTANDIRMA.BİZLERİ KAYBEDENLER OLARAK HUZURUNA
ALMA.SAMİMİ DOSTLARIMIZIN DUALARI HÜRMETİNE ,SEN İN GERÇEK
DOSTLARININ HÜRMETİNE,BİZİ NEFSİMİZİN TUZAĞINA BIRAKMA... BİZLERİ RIZAN DAİRESİNDE BULUŞANLARDAN EYLE...
AMİNNNN!... |
|
March 16
|

|
|
|
Kutlu Doğum Haftası’nda neler yapabiliriz?
İnsanlığı içinde bulunduğu karanlık dünyadan kurtarmak, onlara kılavuzluk yaparak yollarını aydınlatmak üzere ışıklar saçan bir kandil olarak seçilmiş ve vazifelendirilmiş olan sevgili Peygamberimizin (sallallâhu aleyhi ve sellem) dünyaya teşriflerinin kutlanıldığı Kutlu Doğum Haftası’na ulaşmanın huzur ve mutluluğunu yaşıyoruz. Bugünleri nasıl değerlendirelim, neler yapalım diyorsanız size şu tavsiyelerde bulunabiliriz:
* O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. Bu huzur kaynağından istifade edebilmek için O’nu ve O’nun getirdiği nûru tanımak gerekir. Bu amaçla Allah Rasulü’nü (sas) tanıtan kitaplar okuyabiliriz. Okuduklarımızın kalıcı olması için de öğrendiğimiz bilgileri başta aile fertlerimiz olmak üzere çevremize anlatabiliriz.
* Akşamları çocuklarımıza Efendimiz’in (sas) yaşadığı örnek hayattan kesitler anlatabiliriz. O’nun ashabıyla arasında geçen diyalogları hikaye tarzından anlatarak çocuklarımızın dikkatlerini Peygamberimizi anlama üzerinde yoğunlaştırabiliriz.
* Nebiler Serveri’ni hayatını anlatan video kasetlerini veya film CD’lerini ev halkıyla beraber izleyebiliriz. Yine bunun gibi Efendimiz’in (sas) hayatından kesitler sunan veya O’nunla alakalı yazılan şiirlerin bulunduğu ses kasetlerini dinleyebiliriz.
* Yaşadığımız yerde Allah Rasulü’nü (sas) hatırlatan ne varsa oraları ziyaret edip hayalen asr–ı saadete gidip tefekküre dalabiliriz. Ziyaretlerimizde yanımıza çocuklarımızı da alabiliriz.
* Bir gül satın alarak yanında da Efendimiz’i (sas) anlatan bir kitapla beraber akraba veya dost ziyaretlerinde bulunabilir, onlarla beraber Efendimiz (sas) yörüngeli sohbetler yapabiliriz.
* İki Cihan Serveri, “Beni Hûd, Vakıa, Mürselat sûreleri ihtiyarlattı.” (Tirmizi, Tefsir, 57) buyuruyor. Bu sûrelerde içerisinde kıyamet sahnelerinin resm edildiği ayetler, Allah Rasulü’nü (sas) derin bir tefekküre salmıştı. Bizler de bu günlerde bu sûrelerin muhatabının kendimiz olduğunu düşünerek Hûd, Vakıa ve Mürselat sûrelerini okuyabiliriz.
* Allah, “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygamber’e hep salât ederler. Ey iman edenler! Siz de O’na salât edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56) buyurarak bizlerden Efendimiz’in (sas) ismini andığımız zaman salavat getirmemizi istiyor. Bu İlahi emir doğrultusunda bizler de özellikle bu günlerde Efendimiz’e (sas) bol bol salavat getirebiliriz. “Allah Rasulü’ne nasıl salavat getirelim?” diyorsanız işte size birkaç örnek: Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammed. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin adede ma fî ilmillâhi salaten daimeten bidevâmi mülkillâhi. Allâhümme salli ve sellim ve bârik alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihî biadedi ilmike ve biadedi ma’lûmâtike.
SALÂT-I TEFRÎCİYE Allâhümme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ seyyidinâ Muhammedinillezî tenhallü bihî’l–ukadu ve tenfericu bihi’l–kürabu ve tugdâ bihi’l– havâicu ve tünâlü bihi’r–reğâibu ve hüsnü’l–havâtimi ve yüsteska’l–ğamâmu bivechihi’l–kerîmi ve alâ âlihi ve sahbihi fî külli lemhatin ve nefesin biadedi külli ma’lûmin leke.
ALİ DEMİREL |

кυтℓυ ∂σğυм нαfтαѕı yaklaşıyor ....
sizde yorumlarınızı ,dualarınızı , efendimizi anlatan şiirlerinizi ve yazılarınızı bize bildirin değerli yolcularımız....
bu alalade bir gün değil GÜLLERİN SULTANININ DOĞDUĞU MÜBAREK BİR GÜN......
BU SAYFAYI KENDİSİNE HAZIRLADIĞIMIZ BİR SULTANIN DOĞUM GÜNÜ ....
DOSTLAR !...
HAYDİ YA ALLAH !...DEYİN
SARILIN KALEMLERİNİZE ...
GÖNLÜNÜZDEN TAŞANLARI BİZİMLE PAYLAŞIN BİR YOLCUMUZUN DEDİĞİ GİBİ...
gullerin_sultanina@hotmail.com
|
March 02
|
YOLCULUK NE KADAR SÜRÜYOR?...
--->>>   BU KADAR...
YAĞMUR
Yağmur, seni bekleyen bir taş da ben olsaydım
Çölde seni özleyen bir kuş da ben olsaydım
Dokunduğun küçük bir nakış da ben olsaydım
Sana sırılsıklam bir bakış da ben olsaydım
Uğrunda koparılan bir baş da ben olsaydım
Bahira'dan süzülen bir yaş da ben olsaydım
Okşadığın bir parça kumaş da ben olsaydım
Senin için görülen bir düş de ben olsaydım
Yeryüzünde seni bir görmüş de ben olsaydım
Senin visalinle bir gülmüş de ben olsaydım
Sana hicret eden bir Kureyş de ben olsaydım
Damar damar seninle, hep seninle dolsaydım
Batılı yıkmak için kuşandığın kılıcın
Kabzasında bir dirhem gümüş de ben olsaydım
|
|

SELAMUN ALEYKÜM DOSTLAR , SALİHA_NIR ALEMİ YOLCUMUZUN BİZLERE ÖĞRETTİĞİ KENDİ SPEACENDE DE YAYINLADIĞI BİR DUA... BUYRUN OKUYUN GÖNÜL DOSTLARIMIZ BU DUAYI ÖĞRENİN VE ÖĞRETİN...
ѕαfєя αуι ιçι∂є уαριℓα¢αк ∂υα
Peygamberimiz (s.a.v) safer ayının ilk ve son Çarşamba günlerinde (1 Mart ve 29 Mart) bu duayı öğle ile ikindi arasında 100 defa okumamızı tavsiye buyurdu.
Bu duanın açamayacağı kapı bulunmadığı gibi reddedemeyeceği sıkıntı da yoktur.
" Ya Dâfi'al-belâyâ, idfa' anna'l-belâyâ, Fallâhu hayrun hâfizan ve hüve Erhamür-Râhimin, inneke alâ külli şey'in kadir"
" Ey belaları def eden Allah'ım! belaları bizden uzaklaştır. Allah muhafaza edicilerin en hayırlısıdır. ve O merhamet edicilerin en merhametlisidir. muhakkak ki senin Kudretin her şeye yeter. (amin)
|
|
|
|
|
KAN TUTAR
Süleyman Arif Emre
Leblerimle emrine âmâdedir cânım benim Alda bir bûseyle öldür haydi cânânım benim
Lâl olur birden dilim bilmem neden görsem seni Görmesem kalmaz karârım dinmez efgânım benim
Hasta gönlüm çok zamandır iftirâkından harâb Olmadım bir lahza rahat geçti devrânım benim
Mübtelâyım bir ümitsiz gizli derdin zehrine Bu sebepten her geçen gün düştü dermânım benim
Yok teselliden nasîbim vermeyin zahmet bana Etmeyin bunca eziyet az mı hicrânım benim
Kantutar sen her bakışta kastedersen cânıma Yâremi sar melhem ol da akmasın kânım benim
Arif Emre her ne etse râzıdır fermânına Sahibimsin hem efendim hemde sultânım benim |

EFENDİM BİZDEN ÖNCEKİLERİN BİZİM BAŞIMIZA GELMEDEN KUTULACAĞIMIZI DÜŞÜNÜYORUZ...
EL AMAN!...
|
March 01
|

SELAMUN ALEYKÜM DOSTLAR...
BUGÜN SİZLERE MUHTEŞEM BİR KAMPANYADAN BAHSE
DECEĞİZ DEĞERLİ YOLCULARIMIZDAN BİRİ OLAN S@LİH@_NUR ALEMİ ARKADAŞIMIZIN BAŞLATMIŞ OLDUĞU BİR KAMPANYA
3 MİLYON YASİN KAMPANYASI
23 MART GÜNÜNE KADAR ZAMANIN ALİMİ OLARAK ADINI ANKŞETTİRMİŞ BİR ZAT OLAN BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ HAZRETLERİ İÇİN HAZIRLANMIŞ BİR YASİN KAMPANYASI ... SUANA KADAR TOPLAM: 5574 TANE OKUNDU
BU DEĞERLİ KAMPANYAYA SİZLERİNDE İLGİ GÖSTERECEĞİNİZİ UMUYORUM
SİZLERDE BU KAMPANYAYA KATILIP BU HAYIRDAN BİR PAY ALMAK İSTİYORSANIZ LÜTFEN GÜNDE 1 YASİN OKUYE-ARAKTA OLSA BU GÜZELLİĞE ADINIZI YAZDIRIN..
GÖNÜL DOSTLARIM İNANIN BU ÇOK ZOR DEĞİL SİZDEN İSTEDİĞİMİZ SADECE GÜNDE 1 YASİN ODA OLMASSA 2 GÜNDE 1 YASİN OKUYUN Kİ _RABBİMİN İZNİYLE_BU GÜZELLİĞE NİYETLENENLER HEDEFE ULAŞABİLSİN
1 YASİN DİYEREK KÜÇÜMSEMEYİN HER UĞRAYAN BİR YASİN OKUSA İNANIN BU TAMAMLANIR
zor DİYE BİR SEY YOKTUR BİİZİLLAHİ TEALA BU KAMPANYA HAYIRLA BİTECEKTİR DESTEKLERİNİZİ ESİRGEMEYİN....
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSİ
23 MART 2006
VEFATININ 46. YILI
Melda Y. (Van adına) >>> 3068
Nuh Salih >>> 775
Osman A. >>> 318
Sevilay A. >>> 250
Betül A. >>> 200
Dudu B. >>> 150
Hatice S. >>> 100
CEMİL TOKPINAR >>> 100
SAİD >>> 100
Güllerin sultanına >>> 70
Saliha S. (İSK) >>> 50
Nagihan Ö. (ANT) >>> 40
Merve S. (İSK) >>> 40
Salih B. >>> 40
Necla T. >>> 35
Elif K. >>> 30
Feriha Y. >>> 25
Hatice Y. >>> 19
Güzide K. >>> 15
Filiz K. >>> 10
Aybike Ö. (İSK) >>> 10
Hüsameddin A. >>> 10
S. Kalkan >>> 10</b
SAİD NURSİ KİMDİR?
Said Nursi yakın geçmişimizde yetişmiş en büyük İslam alimlerinden ve fikir adamlarındandır. 1873'te Bitlis'in Hizan ilçesine bağlı Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 1960'da Şanlıurfa'da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Genç yaşta edindiği dini ve pozitif bilimlerdeki derin bilgisi, devrin ilim çevreleri tarafından kabul görmüş, küçük yaştan itibaren dikkati çeken keskin zekası, kuvvetli hafızası ve üstün kabiliyetleri dolayısıyla "Çağının eşsiz güzelliği" anlamına gelen "Bediüzzaman" sıfatıyla anılmaya başlanmıştır.
KAMPANYAYA KATILMAK İSTEYEN ARKADAŞLAR
BU BLOGUN COMMENTİNE
YA DA
NE KADAR YASİN ALACAKLARINI BİLDİREBİLİRLER...
TÜM DOSTLARA SELAM OLSUN RABBİM BİZLERİ SIRAT-I MÜSTAKİMDEN AYIRMASIN...
|
February 26
|
GÜL KOKUSUNU SİZDEN Mİ ALMIŞ BİLMEM
BİR ATEŞ ATTINIZ İÇİME SÖNMEZ YANAR HER DEM
BÜKÜLÜR BOYNUM, BİR GARİPLİK ÇÖKER
DOYULMAZ GÜZELLİĞİNİZE HASRET KALDI BU GÖZLER!
EFENDİM BENİM GÜZEL EFENDİM
SULTANIM BENİM GÜL SULTANIM

Sofra...Etrafında Allah Resullerinin dizildiği sofra...Ve bu sofrada baş köşe ... SEN !
İnsanın hakikati... Sır... Kainatın en çetin sırrı...Birde misilsiz insan ki ,onun hakikatinde,mahluk, artık son haddine ulaşırOnun hakikatinde, fakat Allah başlamaz.Oda SEN!
Yaradan...Ve onun en güzel eseriZatiyle tek olan Yaratıcı'nın koskoca insan ehramında ve en yüksek noktada halkettiği insan...SEN!
Evet Sen!
Senin bana inandırdığın ve seni bana inandıran Allah ,
öz dilinle hitap etmiş ve sana demişti ki:
"SEN OLMASAYDIN , SEN OLMASAYDIN, ALEMLERİ YARATMAZDIM!"
Sana, işte bu Allah kelamını sonsuz kılavuzluğu içinde inanıyorum!
.....
Ey, Ufuk,insanoğlunun Ufku!...
Seni tekrarlamak , aldığımız nefesleri tekrarlamaktan bin kat daha aziz...
Zaten sensiz alınan nefes , varlığın değil yokluğun soluğu..
SELAMUN ALEYKÜM GÜLE SEVDALILAR ...
ÇÖLE İNEN NURA SEVDALI KUTLU YOLCULAR ...
BU SPEACE YALNIZCA GÜLLERİN SULTANINA AYRILMIŞ ÖZEL BİR SAYFADIR ....
ONA AŞIK OLANLARIN VAZGEÇİLMEZ DURAĞI OLACAKTIR ALLAHIN İNAYET VE KEREMİYLE ...
Bu kutlu karvana katılmak isteyen Resul aşıkları guller_sultanina@hotmail.com a mail atmaları ya da
bu sayfanın bloguna msj bırakmaları yeterlidir...
SULTANLAR SULTANI ' NA EMANET OLUN...
RABBİM BİZLERİ SIRAT-I MÜSTAKİMDEN AYIRMASIN!...
AMİN!...
SELAM & DUA İLE ...
.gif)
… O cemaat, telsiz âletlerin âhizeleri hükmünde, bütün dünyaya ders işittirmek istemek işareti ve hakikati ise, inşaallah tamamıyla sonra çıkacak. Şimdi efradı birer küçük çekirdek iseler de, ileride tevfik-i İlâhî ile birer şecere-i âliye hükmüne geçerler ve birer telsiz telgrafın merkezi olurlar. … (28. Mektub)
müjdesine nail olmak temennisiyle....
|
|